Karakterimize Uygun Meslekler,Karaktere uygun meslek seçimi,karaktere göre iş seçimi, karaktere göre meslek,karakter ,kişilik yapıları ,meslek seçimleri ,



Karakterimize Uygun Meslekler Nelerdir?
İsim:  kisilige-gore-meslek-secimi___07-04-12__12-19-50___1196286394.jpg
Görüntüleme: 936
Büyüklük:  30,0 KB (Kilobyte)
Kaç yaşında olursak olalım hayatta hep seçimler yapmak zorunda kaldık. Seçim yapmak zorunda kalmaya da yaşadığımız sürece devam edeceğiz. Taa çocukluğumuzda başlar seçimler. En başta ya oyuncaklar arasında seçimler yaparız, yada şekerlemeler arasında seçim yaparız. Yaş ilerleyip yavaştan büyüyünce de eğitimle ilgili seçimler, arkadaş seçimleri, ortam seçimleri yaparız. Kısacası seçeriz de seçeriz. Hayatla başlayan ölümle biten bir serüven gibidir seçmek. Ama şüphesiz ki hayatta yapmak zorunda olduğumuz çok önemli 2 seçim vardır. Bunların birisi eş seçimidir. Diğeri ise iş seçimidir.
İş ve eş seçimlerinde verdiğiniz bir karar tüm hayatınızı her daim etkileyecek seçimlerdir. O yüzden en doğru seçimi bunlarda yapmamız lazım. Daha doğrusu mutlu bir hayat için bu 2 seçimi doğru yapmalıyız. Bu iki seçim arasından da birini öne çıkaracaksak da iş seçimidir. İş seçimini doğru yaparsanız başarı gelir. Başarılı bir hayatta da sahip olmanız gereken birçok şeye sahip olmanız çok kolay olacaktır. Doğru iş seçimi yapmak için önce kendinizi iyi tanımanız lazım. Kendinizi tanıyıp, çözümleyeceksiniz ki hangi işte mutlu ve başarılı olabileceğinize karar vereceksiniz. Kendinizi çözümleyip tanıdıktan sonra sıra meslekleri tanımaya geliyor. Kendi özelliklerinizi, isteklerinizi koyun bir tarafa. Sonrasında işin özelliklerini ve isteklerini diğer tarafa koyun, karşılaştırın.

Araştırmalara Göre Bazı Karakterlere Uygun Bazı Meslekler;

Çözümleme Yeteneğiniz Yüksekse; Mühendis, muhasebe gibi sayısal zekanızı konuşturabilecek meslekleri tercih edebilirsiniz.

Yenilikçi-Yaratıcıysanız; Reklam sektörü, mimarlık, grafikerlik size uygun olabilir.

Otoriter Kişiliğiniz Ağır Basıyorsa; Yönetici, avukat, asker gibi otoritenizin size faydalı olabileceği meslekler olabilir.

Çok Uyumlu Biriyseniz; Sekreter, insan kaynakları gibi insanları dinleme, yardımcı olma görevi olan mesleklerde başarılı olabilirsiniz.

Dışa Dönük Bir Tarzınız Varsa; Pazarlamacı, gazeteci, turizmci olarak meslek edinebilirsiniz.

Özverili ve Fedakar bir yapınız varsa; Öğretmen olun, doktor olun, hemşire olun. Birebir insanlığa

İsim:  orjinal__kisiliginize-en-uygun-meslek-hangisi__15_11_2012__14_04_30.jpg
Görüntüleme: 823
Büyüklük:  19,6 KB (Kilobyte)



“Hangi işler bana daha uygun?

Doğru eğitimi aldım mı?

Gerekli becerilere sahip miyim? Deneyimim uygun mu? Peki, tüm bunlar tamam olduğunda dahi işteki mutluluğum ile aramda duran ne var? Yanıt: Kişiliğiniz! Mutlu iş yaşamının sırrı, kişiliğinize uygun mesleği seçmeniz. Bu nasıl olacak? Kendinizi iyi tanıyarak!”

Güçlü ve gelişime açık yönlerinizi tanıyın
Her yolculuk gibi meslek seçimi yolculuğu da kişinin kendisi ile başlar. Bu da kişinin karakter özelliklerini, yatkınlıklarını, güçlü ve gelişmeye açık yönlerini iyi analiz etmesi ile mümkündür. Günümüzde şirketler de kişiliği ön planda tutmakta, hatta bazı Avrupa ülkelerinde şirketler başvuruları değerlendirirken adayların el yazılarını analiz eder.

Kişilik, duygu, düşünce, davranış ve ilişkilerimizi doğrudan etkilediğinden meslek yaşamında da önemli rol oynar. Peki, insan kendini nasıl tanır? Kişiliğe dair bilgiler en iyi geçmiş deneyimlerinden öğrenilir. Özellikle yaşanılan olaylara verilen tepkiler, karakter özelliklerini çıkarmak konusunda fayda sağlar.
Aynı zamanda, tanıdık ve yakın olunan kişiler de önemli bilgi kaynaklarıdır. Kişi kendisi ile ilgili yaşadığı çıkmazlarda güvendiği ve dürüstlüğünden emin olduğu kişilere danışabilir. ‘‘Beni beş kelime ile anlat’’ ya da ‘‘Bana uygun olacağını düşündüğün meslekleri söyler misin?’’ gibi bilgilenmeye yönelik sorular sorabilir.

Daha çok veri ile karar almak daha kolay olacaktır. Bir başka seçenek de bir kariyer danışmanı ile çalışmaktır. Aynı zamanda uzmanlar tarafından yazılmış kişisel gelişim kitapları da oldukça yardımcı olabilir. Örneğin, Stephen R. Covey yazdığı “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” adlı kitap ve “Kariyer Yolculuğu” adlı bloğu ile Fatmanur Erdoğan faydalı birer başlangıç noktası olabilir.
Hangi kişilik özellikleri hangi meslekler için başarının anahtarıdır?
Elbette her insanın kişiliği eşsizdir ve burada her farklı kişilik özelliğine uygun tüm meslekleri sıralamak olası değildir. Ancak bazı genellemeler yapılabilir ve bu genellemeler yukarıda bahsedilen bireysel farkındalık ile birleştirildiğinde yol gösterici olabilir.

Yapılan araştırmalar kişilik ve çalışma şartları arasında optimal bir uyum sağlandığında, kişilerin daha verimli olduklarını gösteriyor. Aynı şekilde, kişiliğin işin yapısı ile uyuşmadığı durumlarda ise kişiler düşük yaşam memnuniyetinden şikayet ediyorlar.

Peki, bu araştırmalar kişiliği nasıl sınıflandırıyor?
Araştırmalar kişiliği incelerken 5 Faktör Kişilik Özellikleri (Big 5) Modeli’ne ait olan 5 kişilik boyutundan bahseder: Gelişime açıklık, uyumluluk, dışadönüklük, özdisiplin ve duygusal dayanıklılık.

Her boyut iki uçlu bir doğru olarak düşünülebilir. Örneğin dışadönüklük çizgisinin diğer ucunda içedönüklük vardır. Her insanda her boyuttan farklı derecelerde bulunur. Baskın olanlar yatkınlıkları, dolayısıyla daha mutlu ve başarılı olma potansiyelini içeren yaşam uğraşlarını belirlerler.
Boyutlardan gelişime açıklık ve uyumluluk kişinin çatışma çözümleme yöntemlerini belirler. Dolayısıyla gelişime açık, eski alışkanlıklarından kolay vazgeçebilen ve esnek kişiler daha geniş bir açı ile durumları inceleyebilir ve çatışma yönetiminde daha çabuk sonuca ulaşabilirler. Bu kişiler takım yönetimi gerektiren, insan ilişkilerinin merkezde olduğu ve her gün farklı bir içerik ya da proje ile ilgili çalışılan mesleklerde daha mutlu olurlar.
Dışadönüklük ve özdisiplin boyutlarının genel anlamda iş memnuniyeti ile doğrudan ilişkili olduğu görülür. Bir başka deyişle sosyalleşmeye önem veren, bilinçli hedef ve stratejiler belirleyerek adım atan kişilerin, iş yaşamlarında daha memnun oldukları göze çarpar.

Dışadönüklük ve özdisiplin boyutlarında kendini geliştirmek kişinin işi ile olan ilişkisini olumlu yönde etkiler. Aynı zamanda özdisiplini yüksek kişiler, detaylara dikkat edilmesi gereken, hesaplama ve ince ayarlamaların sıklıkla uygulandığı ve dakikliğin önemli olduğu mesleklerde daha mutlu olurlar.
Duygusal dayanıklılık ise özellikle iyileştirme odaklı meslekler için önem taşıyan bir kişilik özelliğidir. Duygusal dayanıklılık, duyguları tanımak, farklı duygu durumları ile baş etmeyi bilmek, empati kurabilmek ve duygularının etkisinde kalmadan çözüm üretebilmektir. Yüksek seviyede duygusal dayanıklılık, her meslek için stres ve çatışma yönetimi anlamında gerekli olsa da, özellikle insanların hayatlarına yön çizmelerine destek veren, hastalık tedavi eden ya da insan ilişkilerini düzenleyen meslek gruplarında mutlu olabilmek için olmazsa olmaz bir özelliktir.
Kısacası mutlu bir iş yaşamının sırrı, kişinin kendini doğru tanıması ve var olan güçlü yönlerine uygun bir meslek seçmesi ya da mesleğinde daha huzurlu olmasını sağlayacak beceri ve özellikleri doğru tespit ederek onları geliştirmek için çalışmasıdır.




Meslek Seçiminde Gençlere Yardım

Yazar: Prof. Dr. Norma RAZON, Eğt.Dan.-Pedagog

Çocuk doğar, büyür, gelişir, okula gidecek yaşa gelir. Zorunlu öğretim dönemini bitirdikten sonra ya okumaya devam eder, ya da belli bir öğrenim basamağından ayrılır, hayata atılacak yaşa gelir. İşte hayata atılacağı sırada iş veya meslek seçme sorunu ile karşılaşır. Meslek seçimi, insanın yaşamında çok önemli bir olaydır.

Meslek seçerken insan kendine belli bir yaşam şekli ve belli bir çalışma ortamı seçmiş olur. İnsanın yetenek ve isteklerine uygun meslek seçmesi, hem bireyin mutluluğunu sağlaması, hem de ülke ekonomisine katkıda bulunması açısından çok önemlidir. Çünkü seçilen meslek, bireyin tüm yaşamını ve mutluluğunu etkiler.

Yetişkinlerin çoğu, gence geleceği hakkında öğüt verme, iş veya meslek önerme konusunda kendini söz sahibi zanneder. Oysa gencin yetenek ve ilgilerini tam olarak tanımadan, ülkedeki çeşitli meslek dallarını, bunların özelliklerini ve koşullarını bilmeden, kimse gence meslek seçimi konusunda gerçek anlamda yardımcı olamaz.

Çevremizde işinden memnun olmayan, sık sık iş değiştiren, hangi işin, hangi eğitimi gerektirdiğini bilmeyen insan sayısının çok oluşu, meslek seçiminin birey ve toplum açısından taşıdığı önemi, bu yönlendirmede uzmana düşen görevin de önemini gösterir.

Meslek Seçimini Etkileyen Faktörler


Her insan, yaşamının belirli dönemlerinde, geleceğe yönelik plânlar, projeler yapar, hangi mesleğin kendisine daha uygun olacağını düşünür, okumanın mı, çalışmanın mı, kendi açısından daha yararlı olduğuna karar vermeye çalışır. Bazı insanlar çok küçük yaştan itibaren ne olmak istediklerini, hangi alanda çalışmayı arzu ettiklerini bilirler. Eğer içinde bulundukları koşullar, diledikleri mesleği seçmelerine olanak sağlarsa, meslek seçimi kendileri için büyük sorun yaratmaz. Bazıları için aileleri karar verir, kendileri de bu karara uymayı kabullenirlerse, meslek seçme sorunu ile karşılaşmazlar. Ancak bazıları için meslek seçme sorunu bu kadar kolay çözümlenmez.

Bunlar, ya kendi yetenek, ilgi ve isteklerini bilmediklerinden ya çeşitli mesleklerin koşullarını ve olanaklarını tanımadıklarından, ya da her iki alanda da yeterli bilgiye sahip olmadıklarından, meslek seçmekte güçlüğe uğrarlar, kararsızlığa düşerler. Bunlar bir an önce hayata atılma çabası içinde olduklarından, bazen kendilerine ilk önerilen işe girerler, bazen de en iyi tanıdıkları bir mesleği ani bir kararla seçerler. Burada seçimi yapan kendileri değil, rastlantılardır. Zaten etrafımızdaki insanların çoğunun sahip oldukları meslekleri bilinçli olarak seçmedikleri, bir rastlantı sonucu seçtikleri bir gerçektir. fiu halde tesadüf, meslek seçiminde rol oynayan etkin bir faktördür.

Tesadüfün dışında, meslek seçimini etkileyen faktörler arasında baba baskısını, aile geleneğini de sayabiliriz. Bazı aileler, çocuklarının baba mesleğini devam ettirmesi için baskı yaparlar. Bu arada mesleğin çocuklarına uygun olup olmadığını düşünmezler. Bazı aileler de çocuklarını, kendilerinin sahip olamadıkları meslek dallarında görmek isterler, bunun için de her türlü fedakârlığa katlanırlar. Tabii burada birey - meslek uygunluğu aranmaz. Birey - meslek uyumunun sağlanmadığı hallerde, ya genç sık sık meslek değiştirerek belli bir alanda ilerleyemediğinden başarısız olur , ya da aile baskısına karşı gelemediğinden mutsuz bir birey olarak toplumda yer alır.

Bazı anne - babalar çocuklarına hiçbir baskı yapmadıkları halde, bazı mesleklerin itibarlı, bazılarının değersiz olduğunu söylemekle, çocuklarının meslek seçimini etkilemiş olurlar. Bu anne - babalar, meslekleri, toplum içindeki saygınlıklarına göre değerlendirdiklerinden, çocuklarında da meslekler hakkında bazı ön yargıların oluşmasına neden olurlar. Oysa önemli olan, mesleğe aile veya toplum içinde verilen değer değil, bireye uygunluğudur. Bireyin özellikleri ile mesleğin özellikleri bağdaştığı takdirde, birey mutlu, huzurlu ve başarılı bir insan, topluma yararlı ve uyumlu bir varlık olur.

Acaba Meslek Seçimi dünya kurulalı beri gençler için bir sorun olmuş mudur ? Meslek seçiminin, endüstrileşmiş ve gelişmiş toplumlarda bir sorun olduğu söylenebilir. İlkel toplumlarda bireyi mesleğe yöneltmek gibi bir sorun yoktu. Çünkü belli bir aileye, bir klana veya bir sosyal sınıfa mensup olmak, bireyin mesleğini belirleyen tek etkendi. İlkellerde meslek seçiminin neye dayanarak yapıldığını açıklamak oldukça güçtür.Ancak erkeğin savaşçı ve avcı, kadının bitki ve ağaç yetiştirici ve toplayıcı olduğu bilinmektedir. Kadının, verimlilik simgesi olduğundan özellikle yetiştirici ve üretici olarak görev yaptığı da söylenmektedir.

Bazı ilkel toplumlarda da, yeni doğan çocuğun falına bakılarak balıkçı mı, gemici mi olacağına karar verilirdi. Çocuk bir hasırın üzerine yatırılır, etrafına da çeşitli mesleklere ait eşyalar yerleştirilirdi. Çocuk bu eşyalardan hangisine bakar, hangisine doğru uzanırsa, o alanda meslek sahibi olacağı düşünülür ve ailece o alan için yetiştirilmesine karar verilirdi. ( Naville, 1945).

Yine bazı ilkellerde, çocuğun geleceğini belirlemek için büyü ve sihire başvurulurdu. Bunlarda yeni doğan bebeğin kesilen göbek kordunu, çocuğun büyüyünce gemici olması isteniyorsa, bir teknenin içine yerleştirilir, balıkçı olması isteniyorsa, balık ağlarının içine atılırdı. Bugün bile bazı yörelerimizde kesilen göbek kordonunu, çocuğunun okumasını veya öğretmen olmasını arzu edenler okul duvarına, dinine bağlı olmasını isteyenler cami duvarına, evine bağlı olmasını dileyenler de evin duvarına gizlerler. Böylece fal ve sihirle çocuğun mesleği ve geleceğinin etkileneceğine inanırlar.

Eskilerde yaygın olan bir diğer gelenek de, belli bir mesleğin babadan oğula geçmesi, belli bir işin sadece belli bir aile tarafından yapılmasıydı. Burada meslek sırrı aile dışına çıkmaz, meslekle ilgili bilgiler, babadan en büyük oğluna aktarılırdı. Bu nedenle belli bir meslek, belli bir aileden başkası tarafından bilinmezdi. Bu aile de, söz konusu meslekten başka bir iş yapamazdı. Çocuk, genç, yaşlı, bütün aile bireyleri baba mesleğine katkıda bulunur, bu şekilde mesleği öğrenirdi. Bu nedenle de meslek eğitimine gereksinim duyulmazdı. Çocuk küçük yaşından itibaren baba mesleğine hazırlanmış olurdu (Naville, 1945).

Tarih bilgilerimizi yokladığımızda, belli bir iş veya mesleğin belli bir aile, belli bir grubun üyeleri veya belli bir vatandaş sınıfı tarafından yapıldığını gösteren pek çok örneğe rastlayabiliriz. İnsan hakları, insan özgürlüğü kavramlarının benimsenmesiyle de, bu geleneğin ortadan kalktığını görebiliriz.

Günümüzde çocukların büyük bir kısmı, baba mesleği hakkında tam ve kesin bir bilgiye sahip değildir. Çocukların çoğu babalarının ne ürettiğini bilmediği gibi, hangi maddeyi, nasıl işlediğini de bilememektedir. Oysa eski devirlerde her meslek erbabı işinde kullanacağı hammaddeyi, malzemeyi kendi hazırlar, kendi işlerdi. Böylece meslek erbabı, maddeyi üretmek ve işlemek gibi birbirinden çok farklı iki işi bir arada yürütmek zorunda idi. Bugün durum tamamen değişmiş, meslek sahibi belirli bir işin, belli bir bölümünden anlayan ve yalnız onu yapan kişi haline gelmiştir. Böylece uzmanlaşma adını alan yepyeni bir sorun ortaya çıkmıştır.

Uzmanlaşmanın ortaya çıkmasıyla meslek sayısında büyük bir artış olmuş, meslekler dünyası çeşitlilik kazanmıştır. Teknik ve bilimin ilerlemesi ile de yeni yeni meslekler doğmuştur. Bu arada pek çok meslek de kaybolmuştur. Ancak kaybolan her mesleğin yerine yüzlerce yeni meslek doğmuştur. Meslekler sözlüğünü açtığımız zaman otuz binin üzerinde iş ve meslek olduğunu görmekteyiz.

İşte meslek sayısının her geçen gün artması, insan enerjisinin uzmanlaşma açısından değerlendirilmesi, her meslek alanı için uygun elemanların yetiştirilmesi, bireylerin belli meslekler için eğitilmeleri, meslek seçiminin önemli bir sorun olmasına yol açmıştır. Bu sorunun boyutları o kadar genişlemiştir ki genç, bunu sadece anne ve babasının yardımıyla da artık çözümleyemez olmuştur. (Aytaç, 1963).

Mesleğe Yöneltme Faaliyetinin Doğuşu

Endüstrileşmiş ülkelerde meslek seçimi konusunda gence ve aileye yardımcı olmak üzere görevlendirilmiş uzmanlar, hatta genci mesleğe yöneltme işini yürüten merkezler vardır. Bu merkezlerde çalışan uzmanlar, bireyin okul veya meslek seçmesi gerektiği sırada çocuğa ve ailesine yol gösterirler, rehberlik ederler. Bu uzmanların görevi, gencin yapısına, karakterine, yetenek ve ilgilerine en uygun olan mesleği seçmesine yardım etmek, gencin iş çevresine girişini ve uyumunu kolaylaştırmak, genç için uygun görülen mesleğin birey ve toplum açısından yararlı olmasını sağlamaktır. Genci meslek hayatına alıştırdıktan sonra takip etmek, başarı durumunu izlemek de, bu uzmanların görevlerindendir.

Birey - meslek ilişkilerini düzenlemek, gençleri uygun mesleklere yöneltmek, her işe uygun eleman seçmek kolay bir iş değildir. Toplum içinde yerini bulmuş insan sayısının az, iş hayatından şikâyetçi olanların sayısının bir hayli kabarık olması, bu işin ne kadar karmaşık ve önemli olduğunu göstermektedir.

Mesleğe yöneltme faaliyetinin doğmasının ve insan - meslek ilişkilerinin incelenmesinin bir diğer nedeni de, endüstri ve tekniğin ilerlemesiyle iş kazalarında görülen artıştır. Yetenekli ve becerikli kişinin daha az iş kazası yapacağı görüşünden hareket edilerek, bireyi tanıma ve ileride çalışacağı iş alanı için yetiştirme çalışmaları hızlandırılmıştır.

İşte bu nedenle Almanya, Belçika, Fransa, İngiltere, İsviçre, A.B.D. gibi ülkelerde insanı tanımak için yeteneklerinin ve ilgilerinin saptanması, birey ile meslek arasında uygunluk aranması önem kazanmıştır. Sözü geçen bu ülkelerde ve daha pek çok Batı ülkesinde bu çalışmaları yürüten Mesleğe Yöneltme Merkezleri ve Meslekî Rehberlik Büroları vardır. Bu kurumların henüz bulunmadığı endüstrileşmiş ülkelerde de, ya ilk ve orta dereceli okullarda faaliyetlerini yürüten Rehberlik Servisleri, ya da meslekî rehberlikle görevlendirilmiş olan eğitim uzmanları çalışmaktadır. Çocuk ve gençleri tanımak ve yönlendirmek için hizmet veren uzman ve personel sayısının Belçika ve Fransa'nın bazı yörelerinde 200 - 300'ü aştığı düşünülürse, bu işin ne kadar ciddî ve önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde Meslekî Rehberlik Var mıdır?

Rehberlik ve mesleğe yöneltme çalışmalarına, pek çok Avrupa ve Amerika ülkesinde I. Dünya Savaşı yıllarında başlamışsa da, bizde rehberlik kavramının benimsenmesi 1950'leri bulmuştur. Ülkemizde rehberlik çalışmalarına 1950'lerde başlandığını gösteren yazılı belgeler bulunmaktadır. Hatta o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı'nca ülkemize davet edilen yabancı uzmanların bu konuda vermiş oldukları raporları bulmak mümkündür. Son yıllarda ilk ve orta dereceli okullarımızda açılan ve sayısı gittikçe arttırılan "Rehberlik Servisleri"nin başarılı çalışmaları sayesinde pek çok problemli çocuğa yardım edilebilmekte, anne ve babasına yol gösterilebilmektedir. Ancak okullarımızın tümünde rehberlik servisi bulunmadığından, mesleki rehberlik alanında uzmanlaşmış eğitimci sayısı da yok denecek kadar az olduğundan, meslek seçme konusunda gençlere gereken yardım henüz yapılamamaktadır.

Mesleki Rehberlik ve Mesleğe Yöneltme Çalışmaları Nelerdir?

Mesleki rehberlik bir yandan genci tanımayı, öte yandan ülkedeki meslekleri tanımayı gerektirdiğinden oldukça güç bir iştir. Bu nedenle, meslekî rehberliğin bir ekip işi olduğunu söylemek yerinde olur. Bu işte başarılı olmak için hem çocuk ve ergenlik psikolojisi, hem de ülke ekonomisi hakkında bilgi sahibi olmak gerekmektedir.

Mesleğe yöneltme ekibinin yapması gereken çalışmaları şöyle özetleyebiliriz:

I. Genci tanımak

Gencin eğilim, ilgi ve yeteneklerini saptamak, arzu ve ideallerini belirlemek, gencin aile, okul ve arkadaş çevresindeki yerini araştırmak.

Bu çalışmaları gerçekleştirebilmek için gençle ve ailesiyle ilişki kurmak, mülakat yapmak, genci incelemek ve gerekli testleri uygulamak gerekmektedir.

Gencin kendini tanımasına yardım etmek :

a. Gencin sağlık durumunu, yorgunluğa dayanıklı olup olmadığını incelemek, hangi alanlarda özürlü veya zayıf olduğunu gencin kendisi ile konuşmak,

b. Gencin hangi faaliyetlerden hoşlanıp, hangilerinden hoşlanmadığını ve yapmaktan zevk aldığı işleri gençle yapılacak sohbetler sırasında tartışmak.

c. Gencin yetenek ve becerilerini saptamanın yanı sıra, hangi alanlarda başarısız olduğundan kendisini haberdar etmek.

d. Gencin kişilik ve karakter özelliklerini, diğer insanlarla kurduğu ilişkilerde sağladığı uyum veya uyumsuzluk hallerini grup halinde çalışmayı sevip sevmediğini, lider olma veya yöneltme arzusuna sahip olup olmadığını kaydetmek.

II. İş alanlarını ve meslekleri tanımak

a. Uzmanın çeşitli meslekler, bunların gerektirdiği öğrenim düzeyi, koşulları ve sağladığı olanaklar hakkında gence ve ailesine bilgi vermesi, ayrıca gencin her bir mesleği yakından tanıyabilmesi için ona olanaklar sağlaması gerekir.

b. Uzman, meslekleri tanıtan kitaplarla, meslek sahibi kimselerle yapılan konuşmalarla, çeşitli atölye, iş alanı ve fabrikalara düzenlenen gezilerle, gençlerin farklı meslekleri tanımaları için fırsat yaratılmalıdır.

c. Uzman, her mesleğin ülke çapındaki geçerliliğini araştırmalı, eleman aranan işlerin listesini gence ve ailesine verebilmelidir.

IV. Gençleri ve meslekleri tanıyan uzman ekibinin yapacağı en zor iş de, hangi mesleklerin hangi gence uygun olacağını kestirebilmektir. Burada uzmandan beklenen gencin yerine karar vermesi değil, gencin ve ailesinin seçim yapabileceği bir seçenek listesi hazırlaması ve tercihlerinde yol göstermesidir.

V. Nihayet meslek hayatına atıldıktan sonra genci izlemek, gerekirse yeni iş olanakları aramak da, mesleğe yöneltme uzmanının görevleri arasında yer almaktadır.

Ülkemizde bütün bu etkinlikleri üstlenmiş olan merkezler bulunmadığından, bu alanda uzmanlaşmış eğitimci sayısı da, yok denecek kadar az olduğundan, genci mesleğe yöneltme işinde okula, öğretmenlere ve anne - babaya pek çok görev düşmektedir.

Gencin Mesleğe Yöneltilmesinde Anne - Babaya Düşen Görevler
Her şeyden önce çocuğunu tanımaya çalışmak. Çocuğun küçük yaştan itibaren ilgi duyduğu, zevk aldığı ve başarılı olduğu etkinlikleri saptamak, bunun yanı sıra ilgi duymadığı, hoşlanmadığı ve başaramadığı alanları belirlemek.
Çocuğun sorunlarına eğilmek ve her birine gereken önemi vermek.
Çocuğun kendisini tanımasına yardım etmek.
Genç, meslekler hakkında bilgisizse, ona belli iş yerlerini, atölye ve fabrikaları gezme olanağı yaratmak, belli meslek sahipleri ile ilişki kurdurmak, meslekleri tanımasına yardımcı olmak, bu arada, anne ve baba olarak da bu meslekler hakkında bilgi toplamak.
Her meslek için gereken eğitim türünü ve süresini öğrenmek.
Gencin mesleklere ilişkin duygu ve düşünceleri hakkında tartışmak. Her gün, seçeceği meslek konusunda fikir değiştirse de, onu sabırla dinlemek, kararsızlığını anlayışla karşılamak, olgunlaşmasına yardımcı olmak.
Yaşamının her döneminde olduğu gibi, meslek seçimi sırasında da, çocuğunun yanında yardıma hazır olduğunu hissettirmek.
Genç, geleceğine ve meslek hayatına ilgisizse, bu alanda kendisini uyarmak, bu konuda düşünmesini sağlamak.
Genç geleceği hakkında endişeli ise, kendisine güven vererek karar almasında yardımcı olmak.
Eğer genç çok kararlı ise ve o alanda yetenekli ve istekli ise, anne - babanın arzu ve geleneklerine ters düşse de, onu vaz geçirmemek.
Gencin seçtiği meslek geçerli değilse ve o alanda elemana ihtiyaç yoksa, onu uyarmak.
Gencin belli bir ilgi veya becerisi varsa, onu nasıl geliştireceğini araştırmak ve bu olanağı kendisine hazırlamak.
Bu arada çocuğunu daha iyi tanıyabilmek ve ona daha iyi rehberlik edebilmek için okulla, öğretmen ve idarecilerle işbirliği yapmak, onu okul süresince izlemek.

Gencin Mesleğe Yöneltilmesi Sırasında Anne - Babanın Yapmaması Gereken Hatalar
Anne veya babanın kendi yaşamında gerçekleştiremediğini çocuğundan beklemesi
Kendi yeterince öğrenim göremediği için, sahip olamadığı bir meslek dalında çocuğunun çalışması için baskı yapmak.
Öğrenim yapmak istemeyen bir genci, okuması için zorlamak.
Öğrenim yapmak isteyen bir genci, okuldan alarak işe yöneltmek.
Gencin bir meslek okuluna veya teknik okula gitmesi uygun olduğu halde, orta öğretime ve yüksek öğretime yöneltmek.
Ailenin sınıf atlayabilmesi için çocuğu istemediği bir mesleğe yöneltmek.
Genci, baba mesleğini devam ettirmeye zorlamak.
Genci, kısa zamanda para ve mevki sahibi olacağı düşünülen bir mesleği seçmeye zorlamak.
İlerde kendini suçlamamak için, genci meslek seçme konusunda tamamen serbest ve yardımsız bırakmak.
Kendine uygun bir meslek seçmediği hallerde, genci uyarmamak.
Gencin kendine olan güvenini sarsmak.
Gencin kararsızlıklarını hoş görmemek.

Her anne- baba meslek seçimi sırasında kararsızlığa düşen çocuğuna nasıl yardım etmesi gerektiğini düşünür. Ancak anne - babaların çoğu, çocuklarını ve meslekleri yeterince tanımadıklarından pek yardımcı olamazlar. Anne - babanın çocuğuna yardım edememesinin tek nedeni, çocuğunu ve meslekleri tanıma konusunda bilgisizliği değildir. Anne - babanın işini güçleştiren etkenlerden biri de, gencin içinde bulunduğu gelişim basamağıdır. Ergenlik dönemi adını alan bu gelişim basamağında genç, kendi bedeninde oluşan fiziksel ve fizyolojik değişimlerin etkisi altındadır. Geçirdiği büyüme ve gelişme bunalımları tüm yaşamını etkiler. Dünyayı değiştirme, yenilik yaratma, ortamından uzaklaşma, macera yaşama duyguları onda bir kararsızlık, bir bocalama yaratır. Bu kararsızlık ve bocalama, meslek seçimi söz konusu olduğunda da kendini gösterir. Gencin bir gün atom bilgini, bir gün artist, bir üçüncü gün de tornacı olmak istediği görülür. Bunalımlı bir dönemde olması kadar, kendini ve meslekleri tanımaması da bu kararsızlığa neden olur.

Kararsızlığın egemen olduğu bu zorlu ergenlik döneminde gerek gence, gerekse çocuğuna nasıl yardımcı olacağını bilemeyen anne - babaya rehberlik etmek için uzman eğitimcilere ve mesleğe yöneltme veya mesleki rehberlik uzmanlarına gereksinm büyüktür. Bu gereksinmeyi karşılayabilmek için ortaokul, hatta ilkokullarda bu alanda çalışacak uzmanların yetiştirilmesi ve derhal görev alması gerekmektedir. Ancak bu uzmanlar yetişinceye kadar yine mesleğe yöneltme konusundaki en büyük görev aileye düşmektedir. Bu güç görevi yerine getirirken de anne ve babaya yardımcı olması gereken kurum: okuldur. Gerek genci tanımak için yapacağı incelemelerle, gerekse gence meslekleri tanıtmak için yapacağı çalışmalarla okul, mesleğe yöneltme konusunda anne ve babaların yanında yer alması gereken bir kurumdur.