empatiyle ilgili sözler, empati hakkında sözler, empati ile ilgili slogan, empati ile ilgili atasözü, empati ile ilgili özdeyişler, empati ile ilgili atasözleri ve deyimler, empati özlü sözler, empati ilgili sloganlar, empati kurmak ile ilgili sözler, empati, Empati ile ilgili sozler, empatiyle ilgili sloganlar, empati ile ilgili kısa sözler, empati ile ilgili deyimler ve atasözleri,empati ile ilgili özlü sözler, empati ile ilgili sözler, empati ile ilgili sloganlar , empati ile ilgili atasözleri ve anlamları, empati sloganları, mevlananın empati ile ilgili sözleri, empati ile ilgili güzel sözler, Empati ile ilgili atasözleri, empati ile ilgili deyimler, empati üzerine sözler, empati atasözleri,


İsim:  empati.jpg
Görüntüleme: 4966
Büyüklük:  12,5 KB (Kilobyte)


Sağlıklı iletişim için empati,
Empati nedir,empati kurmak

Sağlıklı bir iletişimin temel esasları vardır. Bu esasların en önemlilerinden biri empatidir. Psikolojik danışman ve öğretmenler olarak öğrencilerimize karşı empati kurmamız gerekir.

Problemlerin çözülmesinde empati kurmanın çok büyük yararı vardır.

Judie Paxton başından geçen bir olayı şöyle anlatır:

“Ortaokuldayken, sınıf arkadaşlarımdan birisiyle ciddi bir tartışmaya girdim. Onun haksız, benim ise haklı olduğumdan emindim. Öğretmenimiz ikimizi de bütün sınıfın önüne çıkardı ve onu masanın bir tarafına, beni de diğer tarafına yerleştirdi. Masanın tam ortasında yuvarlak bir nesne vardı. Siyah renkli bir nesne.

O çocuğa nesnenin rengini sordu. Çocuk, “Beyaz” diye yanıtladı. Söylediğine inanamadım, çünkü nesne siyahtı. Yeniden tartışmaya başladık, bu kez de nesnenin rengi hakkında.

Öğretmen bu kez beni çocuğun yerine, onu da benim yerime geçirdi. Ve bu kez bana nesnenin rengini sordu. “Beyaz”, yanıtını vermek zorundaydım, çünkü belli ki nesnenin bir tarafı beyaz, diğer tarafı ise siyahtı. Öğretmenimiz o gün bana çok güzel bir ders verdi.

Karşımdaki kişinin bakış açısını anlamam için, kendimi onun yerine koymam gerekiyordu.

İletişimde hem kaynak hem de alıcı empatik davranışlar göstermelidir. Empati kurmak yanlış davrandığını düşündüğünüz kişinin yerine kendinizi koyarak olaya bakabilmeniz, onu anlayışla ve hoşgörüyle yaklaşmanızı kolaylaştırır.

Empati nedir? Empatinin öğeleri nelerdir? Sorularına cevap bulmaya çalışalım.

“Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bunu ona iletme sürecidir.” şeklinde tanımlanır. Empati, olayları karşısındaki kişinin gözüyle görebilmelidir. Bireyin karşısındaki kişiyle empati kurabilmesi için gerekli olan öğeleri şöyle sıralayabiliriz:

_Empati kuracak kişi, kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır. Yani her insan dünyaya, kendine özgü bir bakış tarzıyla bakar. Eğer bir insanı anlamak istiyorsak, dünyaya onun bakış açısıyla bakmalı, olayları onun gibi algılamaya ve yaşamaya çalışmalıyız.
_Empati kurmuş sayılmamız için, karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamamız gerekir. Karşımızdakinin yalnızca duygularını yada yalnızca düşüncelerini anlamış olmak yeterli değildir.
_Empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayışın, karşısındaki kişiye iletilmesi davranışıdır. Karşımızdaki kişinin duygularını tam olarak anlasak bile, eğer anladığımızı ona ifade etmezsek empati kurma sürecini tamamlamış sayılmayız.

Halk arasında empati kurmayla ilgili güzel sözler var; “Benim yerimde sen olsaydın ne yapardın?”, “Kendine yapılmasını istemediğin bir davranışı sen de başkasına yapma.” Kendine söylenmesini istemediğin bir sözü sen de söyleme.”

Nasrettin Hoca bir gün eşeğinden düşer ve acıyla kıvranır. Başına toplananlar “Hemen bir doktor çağırın…” diye bağrışırken, Hoca, “Bana doktor değil, eşekten düşmüş birini bulun...” diye bağırır.

Hoca bu düşüncesiyle eşekten düşenin çektiği acıyı, en iyi anlayanın yine eşekten düşen olacağını anlatmak istemiştir.

Empati kurarken karşılaşılan olayı yaşamış olmamız şart değildir. Empati olayları yaşamayı değil, anlamayı ifade eder. Anlamaya çalışma eğitimle geliştirilebilir.

Empatinin temelinde karşısındaki kişiyi dinleme vardır. Dinlemek sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Eleştirmeden, yargılamadan, nasihat etmeden dinlemek karşıdaki kişiyi rahatlatır. Çünkü anlaşıldığını hissetmek karşımızdaki kişinin bizi dinlediğini hissetmemize bağlıdır. Günlük yaşamda empatiyi tutum haline getirmeliyiz.

Toplumumuzda birbirini anlayan bireylerin olması dileğiyle...

Empati yeteneğini sonradan kazanabilmenin yolları:

Açık uçlu sorular sormak

Yöneltilen sorunun yanıtı, açıklama gerektiriyorsa, bu tür sorulara açık uçlu sorular denir. Örneğin ''nasıl?'' sözcüğünün bulunduğu cümleler, karşımızdaki kişiye karşılaştırma yapma ve zıtlıkları ortaya çıkarma olanağı verir, ''niçin'' sözcüğünün bulunduğu cümlelerse; olgu, olay ve nesnelerin nedenlerini bulmaya yardımcı olur. Konuştuğumuz kişiye bu tarz sorular yönlendirerek, onların daha açıklayıcı konuşmalarını sağlayabilir ve bize açıklama yaparlarken göremedikleri noktaların farkında olmalarını sağlayabiliriz. Dolayısıyla daha kolay empati kurup karşımızdakini anlamamız kolaylaşır.

Yavaş hareket etmek ve yorumda bulunmak

Karışımızdakini anlamanın en iyi yolu öncelikle sabırlı olmak ve onu anlamada yavaş hareket etmek, aceleci davranmamaktır. Ayrıca karşımızdaki kişinin anlattıkları doğrultusunda yorum yapmamız da onu dinlediğimizi gösterir. Onun duygularını ve düşüncelerini tam olarak anlasak bile eğer anladığımızı ifade etmezsek ve küçük yorumlarla bunu desteklemezsek, empati kurma sürecini tamamlamış sayılmayız.

Bir Halk Masalında Empati

Göğsü kınalı bir serçe varmış. Gök gürlediği zamanlar tir tir titreyerek yere yatar, gök yıkılmasın diye de ayaklarını havaya kaldırırmış. Bir yandan da "korkumdan kırk kantar yağım eridi" dermiş. Bir gün birisi demiş ki "sen kendin beş dirhem gelmezsin; nerden oluyor da kırk kantar yağın eriyor?" Bunun üzerine serçe şu cevabı vermiş; herkesin kendine göre dirhemi, kantarı var; siz ne anlarsınız". Yukarıdaki masalda verilmek istenen mesaj şudur: Her insanın -hatta her canlının- olaylara kendine özgü bir bakış açısı (fenomenolojik alanı) vardır. Dışardan baktığımızda bunu göremeyiz ve bu yüzden de onun bazı davranışlarına anlam veremeyiz.Kendimizi karşıdakinin yerine koyup olaylara onun gözüyle bakabilirsek, ancak bu durumda onun duygularını ve düşüncelerini anlamamız, dolayısıyla da davranışlarına anlam vermemiz mümkün olur.


Empati Giriş

“Empati” günlük yaşamımızda çok kereler bizler tarafından kullanılmasına ve çok uzun bir geçmişi olmasına rağmen hala yanlış kullanımlara açıktır. Psikiyatri ve psikoloji içerisinde gelişen biyolojik (kalıtımsal) bakış açısının savunduğu görüş, empatinin kökeni ve bireyin empatik işlevselliğine genetik bir açıdan vurgu yapması açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı empatinin etimolojik kökeninden yola çıkarak, nasıl bir tarihsel gelişim izlediğini ortaya koymak ve bu yolculuğu esnasında farklı psikoterapi yaklaşımlarının empatiye bakışını ve empatiyi kullanışını sergilemektir. Böylece empati kavramının daha net anlaşılabilmesini ve daha doğru kullanılabilmesini amaçlamaktayız.


Empatinin Etimolojisi

Eşduyum, Yunan dilindeki empathia (Arkonaç 1999)’ dan köken almaktadır. İlk olarak Aristo’nun “Rhetoric” adlı eserinde kullanılmıştır. Burada "em” ya da "en" önekinin karşılığı, "..de" ya da "..in” içinde, içerde"; "pathia" nın karşılığı ise "hissetme” anlamına gelmektedir. Eşduyum ile sık olarak karıştırılan sempati (sympathia) kelimesindeki "sym" ya da "syn" öneki, "ile", "ile birlikte" ya da "birlikte" anlamına gelir."Eşduyum”un "ile hissetmek" biçiminde kullanılması, eşduyum ile sempatinin karıştırılmasına yol açar. (Eşduyum (Empati):Tanımı ve Kullanımı Üzerine Bir Gözden Geçirme, GÜLSEREN, Dr. Şeref Türk Psikiyatri Dergisi 2001; 12(2):133-145)

Almanca’da eş duyumun karşılığı olarak kullanılan "Einfühlung" kelimesi, bir başkasının yerine geçebilme yetisi anlamına gelmektedir. İngilizce’de, “Einfühlung” kelimesinin karşılığı olarak "bir başkasının ayakkabısını giyebilme" biçiminde bir ifade kullanılmaktadır (Basch 1983; Sharma 1992), age.

Empati ve Sanat

Psikoloji alanında kullanımından önce estetik ve epistemolojik yönden ele alınmıştır.
Estetik yönden, nesnelerin algılanması sırasında gözlemleyenin duygu ve düşüncelerinin kendiliğinden yansıması; epistemolojik yönden ise sanatçı ve şairlerin hedeflerine ulaşma yöntemi anlamında kullanılmıştır (O’Hara 1999, MacIsaac 1999), age.

Psikoloji alanında kullanımına bir örnek verilecek olursa aşağıdaki paragrafta, bir edebiyat öğrencisinin empati yeteneği sayesinde okuduğu metni nasıl daha iyi kavrayabileceği vurgulanmıştır.

Öğrenci bir anda metinde geçen yaşantıyı sezebilir, bu yaşantıyı kendi iç aleminde yeniden üretebilir. Bu sezgi ve empati gücü metnin daha derinden kavramasını sağlar. (TAŞDELEN, Vefa, EDEBİYAT EĞİTİMİ: HERMENEUTİK BİR YAKLAŞIM)


Empatinin Psikolojiye Girişi

Psikoloji ve psikiyatri alanında ilk olarak 1897’de Theodor Lipps ve daha sonra 1918 yılında Southard tarafından kullanıldığı kabul edilir (Mahrer 1999), (Eş duyum (Empati):Tanımı ve Kullanımı Üzerine Bir Gözden Geçirme, GÜLSEREN, Dr. Şeref Türk Psikiyatri Dergisi 2001; 12(2):133-145).

Daha sonraları ise psikoloji ve psikiyatride pek çok ekol tarafından empati işlenmiş, çeşitli şekillerde vurgulanmıştır.


Empati Üzerine Çeşitli Görüşler

Aşağıda empati kavramına ilişkin bazı görüşler yer almaktadır. Bu farklılıklar empati kavramının, daha ileride de göreceğimiz gibi, bazen ne olduğuna bazen de nasıl kullanılacağına ilişkin görüşler olduğunu bize göstermektedirler.

Eşduyum bir kişinin kendisini bir başkasının yerine koyabilmesi ve bu yolla onun duygu, düşünce, tutumları ve yaşantısını anlayabilmesidir (Basch 1983, Feshbach 1999, Eagle ve Wolitzky 1999).

Eş duyumun gelişebilmesi için iki kişi arasında bir etkileşim olmalıdır.

Eş duyum hastanın içsel durumunun anlaşılmasının önemli bir yoludur (GÜLSEREN, Dr. Şeref).

Eş duyum, terapistin hasta ile olan duygusal ilişkisini ifade eder (Aktaran Goleman, DANIEL).

Bir kimsenin özel algısal dünyasına girmek ve tümüyle beraber olmak demektir (Empatik Olmak, Değeri Anlaşılamamış Bir Varoluş Şeklidir, Rogers, Çev, Akkoyun).

Empati tanımı üç unsurdan oluşmaktadır:

Kendini karşısındakinin yerine koyma, olaylara onun bakış açısıyla bakmadır.
Karşıdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamaktır.
Karşıdaki kişi ile ilgili olarak zihinde oluşan anlayışın, karşıdaki kişiye iletilmesidir.

Empati üç biçimde ortaya çıkmaktadır:

Ben >>>>> Diğeri (EMPATİ)
Kendini diğerinde arama, empatik ayna oyunu, tanımlama-yansıtma

Ben >>>>> Diğeri (OTO-EMPATİ)
Kendimi diğerinde arıyorum.

Ben >>>>> Diğeri/Diğerleri (ALLO-EMPATİ)
Diğerlerini, başkasında arıyorum. ( Empati ve Çatışmalar, YILDIRIM, Atilla Dr. Yargı yayınevi Ankara 2005)

Empatinin Kökleri
Her ne kadar “empatinin kökeni öz bilinçtir; duygularımıza ne kadar açıksak hisleri okumayı da o kadar iyi beceririz” dense de, empatinin, bilişin dışında olduğunu bize ifade eden göstergeler de vardır. Danile Goleman, Duygusal Zeka adlı kitabımda aşağıda sunacağımız bir dizi örnek vermiştir.

“Empatinin akademik zekadan bağımsız olduğu PONS'un çocuklara uyarlanmış şekliyle yapılan testlerde de görülmüştür.1011 çocuğa uygulanan testler, sözsüz duygu iletişimini okuyabilme becerisine sahip olanların, okullarında en popüler, duygusal açıdan en dengeli çocuklar olduğunu göstermiştir.”

“Henüz 9 aylık olan Hope, başka bir bebeğin düştüğünü gördüğü anda gözleri doluyor ve sanki canı acıyan kendisiymiş gibi annesinin kucağına tırmanıp rahatlatılmak istiyordu.”

Bu iki örneği verdikten sonra Goleman, İnceleme sonuçları, empatinin kökünün bebeklik dönemine kadar uzanabildiğini gösteriyordu. Neredeyse doğdukları günden itibaren, bebekler bir diğerinin ağladığını duymaktan rahatsız olur; bazıları, bunu empatinin en erken örneği sayar.

Tüm bu örnekler, empatinin, gelişen bilişin bir özelliği olmaktan çok organizmanın doğuştan getirdiği bir yetenek olduğuna dair oldukça etkili inancı da getirmektedirler. Yine Goleman’ın kitabında belirttiği, makak maymunları üzerinde yapılan deney de bu inancı güçlendirmektedir.

Örneğin, makak maymunlarına belirli bir sesi duydukları anda elektrik şoku verilerek ilk önce sesten korkmaları öğretilir. Daha sonra bir şaltere basarak, bu sesi duyduklarında şoku önlemeyi öğrenirler. Sonra maymun çiftleri ayrı ayrı kafeslere konulur; aralarındaki tek iletişim kapalı devre TV yoluyla birbirlerinin yüzlerini ekranda görmektir.İlk maymun, ikincisi değil, o ürkütücü sesi duyarlar ve yüzünde korkulu bir ifade belirir, aynı anda, ilk maymunun yüzündeki korku ifadesini gören ikinci maymun -sesi duymadığı halde- şoku önleyen şalteri indirir; bu bir yardımseverlik olmasa da, en azından empatiyi gösteren bir harekettir.

Empatinin kökeni ile ilgili araştırmalar elbette sürecektir ama biz burada bu bilgileri vermekle yetinip, empatinin bizim ilgi alanımıza giren kısımlarıyla ilgilenmeye devam edelim.

Değişik Psikoterapi Yaklaşımlarında Eş duyum

Rogers tarafından geliştirilen Danışan Merkezli (client-centered) psikoterapide eş duyum, kuramın temelini oluşturmaktadır.

Rogers eş duyumu terapistin hastanın dünyasını, sanki o imiş gibi ("sanki" duygusunu hiç kaybetmeden) anlaması olarak tanımlamıştır. (Bozarth 1999), (Eş duyum (Empati):Tanımı ve Kullanımı Üzerine Bir Gözden Geçirme, GÜLSEREN, Dr. Şeref Türk Psikiyatri Dergisi 2001; 12(2):133-145).

Yine, Rogers empati ve terapist için şu önemli cümleyi kullanmıştır: İdeal bir terapist, her şeyden önce empatiktir (Empatik Olmak, Değeri Anlaşılamamış Bir Varoluş Şeklidir, Rogers, Çev, Akkoyun).

Kendilik psikolojisi (self psychology) okulu, Kohut’un katkıları ile eşduyumun tanımını yeniden gözden geçirmiş ve eşduyumu terapinin önemli unsuru olarak kabul etmiştir (Book 1988).

Kohut eşduyumu soyut ve klinik olmak üzere iki farklı biçimde tanımlamıştır. Soyut tanımlama, "dolaylı içgözlem" (vicarious introspection) kavramı ile açıklanmıştır. Böylece, ancak kendi yaşantımıza içe bakışla benzer bir durumda başka bir kişinin ne durumda olduğunu anlayabiliriz. “Bana damdan düşen birini getirin.”

Eşduyum klinik yönden ise başka bir kişinin iç yaşamını hissedebilme ve düşünebilme kapasitesi olarak tanımlanmıştır. Davranışçı-bilişsel terapilerde eşduyum hasta ile terapist arasında iyi bir işbirliğinin kurulabilmesi ve gerekli girişimlerde bulunulabilmesinde kullanılan yardımcı bir unsur olarak ele alınmıştır.

Postmodern yaklaşıma göre ise tek bir ‘nesnel’ gerçeklik olmadığı için terapistin eş duyum yapabilmesi özellikle önemlidir. Eğer gerçeklik birden fazla ise ve biz kendi gerçeğimizi kendimiz oluşturuyorsak, eş duyum farklı kişisel gerçekliklerin anlaşılmasında daha fazla önem kazanır. Eş duyum yalnızca bir girişim aracı değil, bir başka kişiyi farklı bir gerçeklikten görebilme yöntemidir (Bohart ve Greenberg 1999) (Eş duyum (Empati):Tanımı ve Kullanımı Üzerine Bir Gözden Geçirme, GÜLSEREN, Dr. Şeref Türk Psikiyatri Dergisi 2001; 12(2):133-145).

Tüm bu yaklaşımlar kendi içerinde tutarlıdırlar. Bununla beraber ‘nesnel’ gerçekliğin olmadığını iddia eden postmodern yaklaşımın empatiye getirdiği “farklı kişisel gerçekliklerin anlaşılması” psikolojik danışmanların üzerinde dikkatle durmaları gerekmekte olan bir yeniliktir.

Eş duyum ile Karıştırılabilen Diğer Durumlar

Her türlü bilgiye rağmen empati hala başka durumlarla da karıştırılabilinmektedir. Bunlar aşağıda örneklendirilmiştir.

Eşduyum ve sezgi (intuition)
Eşduyum ve sezgi konusundaki bilgilerimiz, aralarındaki ilişki bakımından tartışmalı bir noktada bulunduğumuzu düşündürmektedir. Ancak sezgi konusunda, hızlı biçimde gerçekleşen bir düşünce işlemi olduğu şeklinde ortak görüş birliği vardır. (Eş duyum (Empati):Tanımı ve Kullanımı Üzerine Bir Gözden Geçirme, GÜLSEREN, Dr. Şeref Türk Psikiyatri Dergisi 2001; 12(2):133-145). Bu yaklaşımda empatinin biliş ile daha fazla ilişkilendirildiğini görebiliriz.

Eşduyum ve özdeşim

Özdeşim, bir kişinin birçok yönleri ile bir başka kişiye benzemesi yoluyla gerçekleşen, otomatik, bilinç dışı işleyen zihinsel bir süreçken (age), empatiyi ondan ayıran şey yine bilişsel düzeyde gerçekleşmesidir.

Son Söz
Psikolojik danışma veya psikoterapi alanında çalışanların, işlerini daha profesyonelce yapabilmelerinin yolu kavramlar ve uygulamalar konusunda açık bir zihne sahip olmalıdırlar. Empati ise hala karıştırılan bir kavram ve süreç olarak incelenmesi gereken bir alandır. Kavramlar ve süreçlerle ilgili zihin açıklığı getirecek bir sunum yapmış olmak dilemekteyiz.




İzzet Zülküf ÇELİK


KAYNAKÇA:

Empatik Olmak, Değeri Anlaşılmamış Bir Varoluş Şeklidir, (ROGERS, Carl, R. Çev, AKKOYUN, Füsun)

Eş duyum (Empati):Tanımı ve Kullanımı Üzerine Bir Gözden Geçirme, GÜLSEREN, Dr. Şeref, Türk Psikiyatri Dergisi 2001; 12(2):133-145

Duygusal Zeka, GOLEMAN, Daniel Varlık Yayınları, İstanbul, 2003

TAŞDELEN, Vefa, EDEBİYAT EĞİTİMİ: HERMENEUTİK BİR YAKLAŞIM

Empati ve Çatışmalar, YILDIRIM, Atilla Dr. Yargı Yayınevi Ankara 2005